Psikoloğumuzun Son Yazısı

Psikoloğumuzun Son Yazısı

DİSİPLİN ve KURALLARA UYGUN OLARAK YAŞAMAK…

Kurallara uygun olarak yaşamak her zaman kolay değildir. Ama kuralların varolmalarının arkasında yatan sebepleri anlamak bunu kolaylaştırır: Eğer kırmızı ışıkta durmazsak bir araba ya da yaya ile çarpışabiliriz.

Kurallardan kendilerine pay düşüyor olsa da küçük çocuklar çoğu zaman bu kuralların ne sebeple gerekli oldukları hakkında bilgiye sahip değildirler; bu da kurallara uygun yaşamayı onlar için daha zor bir hale getirir. Bu yüzden:

Kurallarınızı açıklayın: Yatak zamanının geldiğini kabullenmek eğer “Vücudun hala büyüyor, bir gün büyük ve uzun olacak. Ama uzamak için uykuya ihtiyacın var” şeklinde bir açıklama yapılırsa daha kolay olacaktır. Aynı şekilde, karşıdan “Karşıya geçerken elimi tut” cümlesinden sonra “Şoförler seni göremezler çünkü sen daha küçüksün, ama beni görebilirler, çünkü benim boyum uzun. Elimi tutarsan güvende olursun” şeklinde bir açıklama yapılacak olursa daha az itiraz olacaktır. Düşüncenizi kısa ve açık şekilde söyleyin. Eğer basit bir kuralı açıklamak için uzun uzadıya konuşursanız, çocuğunuz muhtemelen sizi ve kuralınızı dinlemeyecektir.

Kurallarınız tutarlı olsun: Kurallara uyarak yaşamak, eğer çocuk günden güne kuralların ne olduğundan emin olamıyorsa, mümkün değildir. Çocuğunuzu bir gün yatağınızın üstünde zıpladığı için haşlayıp, ertesi gün başka yöne bakarsanız, çocuğunuz kuralları ciddiye almaz ve o günkü kuralların ne olacağını görmek için sizi test etmekten zevk alır hale gelebilir. “Evet” ve “Hayır” larınızı tutarlı biçimde iletin.

Kurallarınız açık olsun: Yatağınızın üzerinde duran çocuğunuza “Mobilyaların üzerine basma” dediğiniz zaman bunun anlamı; “Hiçbir yatağa basma” mı demektir? Yoksa “Hiçbir mobilyaya basma” mı demektir; yataklar, koltuklar, divanlar da dahil olmak üzere? Kurallarınızı koyarken oldukça spesifik olun ve çocuğunuzun anlayabileceği bir dil kullanın.

Kurallarınız mantıklı olsun: İki yaşındaki bir çocuğun; çiğnerken ağzını kapalı tutmak, hatırlatmaksızın oyuncaklarını toplamak gibi bazı kurallara kendiliğinden uyarak yaşaması zordur. Kural koyarken çocuğunuzun yeteneklerini aklınızdan çıkarmayın.

Kuralları sık sık tekrarlayın: Küçük çocuklar, tipik olarak öğrenme ve keşiflerle o kadar meşguldürler ki, kurallar akılda kalmadan uçup gider. Kısa dikkat süreleri ve sınırlı konsantrasyonları ile aynı anda birden fazla şeye odaklanmaları çok zordur. Bu nedenle, bir kuralı iki hatta bazen altı kere tekrarlamanın yeterli olacağını zannetmeyin.

Kurallara uymayı kolaylaştırın: Bir çocuğun, oyuncak arabalarını odasını toplaması gerektiği kuralına uymasını beklemeniz, eğer bunu nasıl yapacağı konusunda bilgilendirilmemişse gerçekçi olmayacaktır. Bu nedenle her koyduğunuz kuralı, açıklamaları ile beraber vermelisiniz.

Kusursuz uyum beklemeyin: Küçük çocukların uydukları kurallar kadar bir o kadar da fazlasını ihlal etmesine hazırlıklı olmalısınız. Bazen unuttuğu ya da merakı her şeyden üstün olduğu için konulan kuralı ihlal eder; bazen de davranışlarını kontrol edebilme yeteneğine tam anlamıyla sahip olmadığı için ihlal eder. Hatta bazen sizi ve koyduğunu kuralları test etmek istediği için bile kuralları ihlal ettiği olur. Ve bazen, öfke nöbetlerinin sonucunda ihlal edilen kurallar olduğunu görebiliriz. Sebep ne olursa olsun, önce gerekli disiplin önlemlerini uygulayın daha sonra da bağışlayıcı ve anlayışlı olun.

Bu kuralların ara sıra karşı konulmak için konduğunu kabul edin: Sizin de bazen kuralları ihlal ettiğinizi unutmayın. Bahçedeki kelebeği size haber vermek için kirli ayakkabıları ile eve dalmış ise hemen azarlayıp heyecanını söndürmeyin.

Son olarak kurallara kendiniz de uyun: Kırmızı ışıkta geçmenin yasak olduğunu bildiğiniz bir yerde, geçerseniz çocuğunuza kuralların rahatınızı kaçırdığı zaman ihlal edilebilir olduğunu öğretmiş olursunuz. Örnek aldığı kişiler kuralları ihlal ediyorsa, bir çocuk için kuralların niye ihlal edildiğini anlamak zor olmayacaktır. Her zamanki gibi hareketleriniz kelimelerden çok daha fazla şey ifade eder. Ama çocuğunuza kelimelerle açıklamalarda bulunmanız, kuralları hem daha anlaşılır kılar hem de kalıcı olmalarına yardım eder.

DİNLEMEYİ REDDETMEK…

Özellikle sizi dinlemeyen çocuklarla uğraşıyorsanız, hareketler kelimelerden daha etkilidir. Bir çocuğun, anne-babanın söylediklerine kulak asmaması için birkaç nedeni vardır:
• İlk olarak, genel anlamda çok konuşuyor olabilirsiniz. Ya da bir noktaya ulaşmak istediğinizde çocuğunuzun savunma mekanizmalarını kullanmasına ve kulaklarını kapatarak sizi dinlememesine neden olacak kadar uzun söylev vererek olayı büyütüyor olabilirsiniz.
• Kulaklarını kapatmak, çocuğunuzun tartışmadan kaçınma yöntemi olabilir. Su dolu bir kabı devirdiği zaman azara aldırış etmiyorsa, sanki bu azar hiç yokmuş gibidir.
• Dinlememek, çocuğun ebeveyn otoritesini ve kendi otonomisini test etme yöntemidir. Ebeveynin kendisine kaç kez aynı sözleri tekrarlayacağını izlemek ve onları ne kadar kızdırabileceğini görmek onun için sadece öğretici değil, aynı zamanda eğlendiricidir de.

• Çocuklar bazen bir oyuna ya da bir yeteneklerini kusursuzlaştırmaya o kadar dalarlar ki, bütün arka plan seslerine –ebeveynlerinin sesleri de dahil olmak üzere- kulaklarını kapatırlar; gerçekten duymazlar.

Masum bile olsa çocuğunuzun sizi dinlememesi hayal kırıklığı yaratabilir. Söylediklerinize çocuğunuzun kulaklarını açmak için;

 Onu dinleyin. Gün içinde kaç kere çocuğunuza kulak asmadığınızı fark etmeyebilirsiniz. Çocuğunuzun size söyledikleri her zaman size önemli gelmeyebilir, ama onun için daima önemlidir. Ve sınırlı kendini ifade etme kapasitesi ile aldırış edilmemek, sizin için olduğundan daha çok onun için hayal kırıcıdır. O küçüktür; dinlenmemek onun kendini daha küçük hissetmesine yol açar. İstediği zaman ona kulak vermeye çalışın, bu şekilde o da aynı nezaketi size gösterecektir.

Gerçekçi olun. Ebeveynler sık sık çocuklarının anlamadığı komutlar verirler. Ya da bir defada çok fazla sayıda komut verirler –sizin çocuğunuzun yaşında ortalama bir çocuk en fazla bir kerede iki komut ile baş edebilir. Ya da ebeveynler imkânsızı isterler: Çocuk nereye koyacağını bilmezken “Oyuncaklarını topla” derler. Uyum beklemeden önce beceriyi öğretin.

Yüzüne bakarak konuşun. Odanın öteki köşesindeyken ya da sırtınız dönükken ona seslenmeyin. Konuşacağınız zaman çocuğunuza doğru yürüyün ve onunla aynı hizaya gelebilmek için diz çökerek doğrudan gözünün içine bakın. Yüz yüze, göz göze iletişimi ihmal etmeyin.

Konuşmayı tatlı ve nispeten kısa tutun. Çocuğunuzun dikkat süresi kısıtlıdır. Söylemek istediklerinizi birkaç açık ve basit kelimeler ile söylerseniz, dinlenme olasılığınız daha yüksek olacaktır.

Fiziksel temasta bulunun. Eğer kelimeler bir yanıt oluşturmuyorsa, çocuğunuzun dikkatini başka şekilde çekin. Televizyondan uzak durması yönündeki uyarınızı dinlemiyor mu? Onu tutun bir başka odaya götürün ve dikkatini bir başka aktivite iel dağıtın. Yemeğe çağırmanıza cevap vermiyor mu? Onu oyun eşyalarından ayırın; alın ve masaya getirin. Birinin canını acıtıyor ya da kendine zarar verecekse anında müdahale edin. Söylediklerinizi üç kereden çok arka arkaya tekrarlamanız onun sizin söylemlerinize duyarsızlaşmasına neden olacaktır: Çok beğendiğiniz bir yere defalarca gittiğinizi hayal edin; bundan sonra gidilen yerin sizin için çekici yönleri azalmaya başlar ve gittiğiniz yere aynı beğeniyle gitmez olursunuz. Sizin sözlerinizin de çocuğunuz üzerinde aynı etkiyi bırakmasına izin vermeyin.

Vücut dili, ses tonu ve ifade şekli ile çocuğunuza ciddi olduğunuzu bildirin ama arkadaşça kalmaya çalışın. Vurması ve bağırması böyle bir hareketi gerektirmedikçe onu yapmakta olduğu şeyden sürükleyerek uzaklaştırmayın. Bunun yerine “sanırım

beni duydun. Yemek zamanı… Oyuncaklara şimdilik veda et. Eğer istiyorsan bir tanesini masaya getirebilirsin” diyerek kararlı bir ses tonu ile ama bağırmadan onu alın. Hala zorluk çıkarıyorsa, bırakın ağlamaya ve oyuncaklarını dağıtmaya devam etsin. Bu öfke nöbeti için onu etiketlemeyin: “Sen huysuz bir çocuksun”.

Çocuğunuz sizi dinlediği anda onu övün. Her defasında olumsuzluklardan yakınmak çocuğunuz için “zaten yaranamıyorum” yargısına yol açacaktır. Olumsuzlukları hatırlatırken bile ilk önce yapmış olduğu olumlu davranışlardan örnek vererek dikkatini konuşmanıza çekin: “Geçen gün benden yardım istemeden pijamalarını giyerek yatağına kendin yatmıştın. Bu beni çok mutlu etmişti. Bugün de aynısını yapmanı bekliyorum. Ağlamak yerine, daha sonra birlikte masal da okuyabiliriz”

Ağlamaması ve susması için ona imtiyazlar tanımayın; sözlerinizdeki tutarlılığı zedelemeyin. Bırakın ağlasın; davranışının olumlu bir getirisi olmadığını gördükçe bir süre sonra ağlamayı bırakacak ve arkanızdan gelecektir. Siz ona susması adına oyun oynaması için biraz daha süre tanıdıkça her defasında ağlayarak çıkar elde etmesi yönünde ağlama ve çırpınma davranışı pekişecektir. Unutmayın, kararlı davranırsanız çocuğunuz bir süre sonra olumsuz davranışlarını kendiliğinden bırakacaktır.

Ağlamak yasak değil; ağlayan hiç kimse karşılığında bir şey elde edeceğini ummadığı sürece ya da çok incinmediği sürece ağlamayı tercih etmez. Çocuğunuzun duygularını anladığınızı sözlerinizle ifade edin: “Biliyorum, kendi yatağında uyumak istemiyorsun. Yatağımızı almadığımız için bize kızmanı anlıyorum. Ama ağladığın için bizimle aynı yatakta yatamazsın. Hepimiz kendi yatağımızda yatmalıyız. Fakat istersen uyumadan önce babanla birlikte yatağında sana bir kitap okuyabiliriz. Kitabımız bitince hepimiz kendi yataklarımızda uyumalıyız.” (Bunun başka bir yolu yok ki!)

 Asla koşul gerektiren ifadeler kullanmayın; olayları bir öncelik-sonralık ilişkisi içinde izah etmezseniz çocuğunuzun inatlaşması için mevcut durumu daha çok tetiklemiş olursunuz: “Yatağında yatarsan babanla sana kitap okuruz.”, “Ağlarsan sana kitap okumayız” türünden ifadeler olumsuz davranışların artmasına neden olacak hatta ileriki bir yaşantıda çocuğunuz size aynı ifadelerle karşılık verecektir: “Beni yatağınıza almazsanız ben de uyumam”

 Son olarak çocuğunuza belirli alternatifler göstererek seçenekler sunun, sadece kendine yönelik değil eve ilişkin de sorumluluklar verin, ortak bazı kararlar hakkında fikrini sorun ve bu kararlara dâhil olmasını sağlayın. Bütün bunlar yetişkin gibi davranması yönünde onu teşvik edecek ve büyümeyi özendirerek çocuğunuzun

büyüyor olduğunu ona hissettirecektir. “Sen artık büyüdün” demek yerine “Büyüyorsun ve bu bizi mutlu ediyor” türünden ifadeleri tercih edin. “Daha küçüksün, yapamazsın” yerine “Biraz daha büyüdüğünde sen de yapabileceksin. Şimdi beni izlersen nasıl yapabileceğini öğrenmiş olursun. Biraz daha büyüdüğünde de ben sen yaparken izlemekten mutlu olacağım.” Şeklinde bir açıklama yapmak her zaman daha yapıcı ve çocuğunuzun özgüvenini destekler nitelikte olacaktır.

Unutmayınız ki;
Anne-baba olarak tutum ve davranışlarınızı değiştirmek ve önerilen şekilde hızlı bir değişim göstermek her zaman mümkün olmayabilir. Hatalı davranışlarınızı fark ettiğinizde çocuğunuzdan özür dileyerek ifadelerinizi yeniden düzenleyebilirsiniz. Böylece her zaman kusursuz olunamayacağına dair iyi bir model teşkil eder ve çocuğunuzun da kendi hatalarını kabullenmesi, bunları sizinle paylaşması için açık kapı bırakmış olursunuz.

Psk. Ebru YÜKSEL ERER

Psikoloğumuzun Son Yazısı için yorumlar kapalı

Yorumlar kapalı

Düşündüklerinizi ekleyin

  • Twitter

  • Son Haberler

  • İnteraktif Portfolyo

  • İletişim