Posts found under: Genel

3-6 Yaşta Dil Gelişimi

3–6 YAŞLAR ARASINDAKİ ÇOCUKLARIN DİL GELİŞİMİNE YARDIM YÖNTEMLERİ

Tüm Yaşlarda Uyulacak Esaslar:
• Çocuğunuzla konuşurken onun seviyesine inin ve onunla göz kontağı kurun.
• Çocuğunuzla onun ismini kullanarak, gülümseyerek konuşun.
• Kullanacağınız kelimeler ve cümlelerle çocuğunuza model olacağınızdan doğru kelimeleri ve dilbilgisi kurallarına uygun cümle yapılarını kullanmaya özen gösterin.
• Normal ses tonu, jest ve mimikler kullanarak konuşun.
• Çocuğunuza, onun anlatmaya çalıştıklarını dinleyerek doğru model olun.
• Çocuğunuzla günlük yaşantınız, kendisinin veya diğer çocukların yaptığı işler hakkında konuşun. Gerekli gördüğünüz durumlarda ona açıklamalar yapın.
• Çocuğunuzun konuşmasını genişletin.

3-6 Yaşlar Arasında Uyulacak Esaslar:
• Çevrenizdeki birçok nesnenin, yerin, kişilerin fotoğraflarını çekin ve bu fotoğraflardan bir albüm oluşturun. Daha donra çocuğunuzdan bu albümdeki resimler hakkında konuşmasını isteyin.
• Yanında olmadığınız zamanlarda kendi ihtiyaçlarını ifade etmesini öğretin (“Acıktım”, “Tuvalet” gibi).
• Onu yeni yerlere götürün. Yaptıklarınız ve gördükleriniz hakkında konuşun.
• Her çeşit dilbilgisi hatasının doğrusunu doğal ortamda tekrarlayın; asla “Öyle değil, böyle söylemelisin” gibi bir düzeltme yapmayın.
• Karışık, anlaşılamayan konuşmaları ona anlayabileceği düzeyde açıklayarak anlatın.
• Çocuğunuzla birlikte basit ritimler içeren yeni şarkılar söyleyin.
• Çocuğunuza, evde sürekli olarak sorumlu olacağı basit işler verin. Örneğin; çiçek sulama, evde hayvan varsa onu besleme gibi.
• Telefon çaldığı zaman telefona bakması, sizi çağırması ve tanıdık kişilerle konuşması için fırsatlar verin.
• Kısa süreli olmak koşuluyla çocuğunuzun uygun televizyon programlarını ve reklâmları seyretmesine izin verin.
• Resimli kitapların yanısıra dergi, ansiklopedi gibi bol resimli ve farklı konuların birarada bulunduğu kaynakları çocuğunuzla birlikte tartışarak inceleyin.
• Çocuğunuza her gün resim yapma fırsatı verin ve yaptığı resimleri anlatmasını isteyin. Çeşitli sorular sorarak çocuğunuzun hayal gücünü genişletin.
• Çocuğunuzu mutlaka çocuk tiyatrolarına, sinemalara, müzelere ve çeşitli sergilere götürün. Gördükleriyle ilgili olarak onunla konuşun.
• Çocuğunuza gittiğiniz yerlerde fotoğraf çekme fırsatı verin. Daha sonra, fotoğraflara birlikte bakarak, geçmiş yaşantılar hakkında konuşun.
• Çocuğunuza ve arkadaşlarına renkli resimli kitaplardan hikâyeler anlatın. Hikâyeyi anlattıktan sonra çocuklarla, hikâye hakkında konuşma, hikâye ile ilgili soruları cevaplama, hikayeyi tamamlama, dramatize etme, yeni hikayeler yaratma gibi faaliyetler yapın.
• Çocuğunuzdan gösterdiğiniz nesnenin rengi ile aynı renkte olan başka nesne bulmasını isteyin. Başlangıçta siz model olun, nesneyi gösterin ve rengini sözel olarak ifade edin.
• 5–6 yaşındaki çocuğunuzla, aynı sesle başlayan sözcükleri söyleme oyunu oynayın. Örneğin; “E”sesiyle başlayan sözcükleri söyleme (Yetişkin: Elbise, Çocuk: Ev, vs.).
• Çocuğunuza, “Bana…..’nın tersini söyle” yönergesini vererek zıt kavramları öğretmeye çalışın. (Örneğin; Yetişkin: Bana büyüğün tersini söyle Çocuk: Küçük gibi.)
• Çocuğunuzla, gelecek zaman ifadelerini kullanarak cevap verebileceği sorular sorun.
• Çocuğunuza, telefon numaranızı adresinizi öğretin.
• Çocuğunuza, gelişimini destekleyici, sizinle ve diğer çocuklarla oynayabileceği oyuncaklar sağlayın (Bul-yaplar, evcilik oyuncakları, tamir aletleri, mekanik oyuncaklar, legolar, kavram oyunları, boyalar, boncuklar, çiftlik oyuncakları, vs. ).
• Özellikle sosyal yaşantıda gördüklerini oyunlarına transfer edebileceği materyaller sağlayın. Çünkü misafir ağırlayan annesini gören bir çocuk, oyununda annesinin kullandığı materyallere ihtiyaç duyacaktır. Doktor aletleri, tamir aletleri, evcilik oyununda kullanılan eşyalar, vb. oyuncaklar çocuğun bu ihtiyacını karşılayacaktır. Bu malzemeleri satın alarak çocuğunuza sunabileceğiniz gibi evde kullanılmayan eşyaları da çocuğunuzun ihtiyacına göre sunabilirsiniz.

Psikolog Ebru Yüksel ERER
Çocuk Gelişimi ve Eğt. Uzm.

Okumaya devam et...

12-36 Ayda Dil Gelişimi

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı
Psikolog Ebru YÜKSEL

12–36 AYLAR ARASINDAKİ BEBEKLERİN DİL GELİŞİMİNE YARDIM YÖNTEMLERİ

Tüm Yaşlarda Uyulacak Esaslar:

• Çocuğunuzla konuşurken onun seviyesine inin ve onunla göz kontağı kurun.
• Çocuğunuzla onun ismini kullanarak, gülümseyerek konuşun.
• Kullanacağınız kelimeler ve cümlelerle çocuğunuza model olacağınızdan doğru kelimeleri ve dilbilgisi kurallarına uygun cümle yapılarını kullanmaya özen gösterin.
• Normal ses tonu, jest ve mimikler kullanarak konuşun.
• Çocuğunuza, onun anlatmaya çalıştıklarını dinleyerek doğru model olun.
• Çocuğunuzla günlük yaşantınız, kendisinin veya diğer çocukların yaptığı işler hakkında konuşun. Gerekli gördüğünüz durumlarda ona açıklamalar yapın.
• Çocuğunuzun konuşmasını genişletin.

12-36 Aylar Arasında Uyulacak Esaslar:

• Çocuğunuza değişik nesneler vererek keşfetmesi için fırsatlar yaratın. (Örneğin; yumuşak, sert, pürüzlü, kaygan, ıslak, vb nesneler.)
• Evde yapacağınız etkinliklere çocuğunuzun katılmasına izin verin ve yaptığınız işler hakkında konuşun.
• Başkalarına tepki göstermesi için çocuğunuzu cesaretlendirin; onu arkadaşları veya diğer insanlarla konuşması için teşvik edin.
• Oyun ve konuşmada hareket içeren kelimeler kullanın (Örneğin; oturalım mı? Yürüyelim mi?)
• Yemek zamanı, televizyon seyrederken yanına oturun ve sohbet edin..
• Onu her gün dışarıya çıkarın ve onunla gördükleriniz hakkında konuşun.
• Çocuğunuzla, o gün planladığınız günlük işler hakkında konuşun.
• Taklit edebilmesinde ona yardımcı olacak nesneler sağlayın. Örneğin; elbise, şapka, ipler, kutular, telefon, vb.
• Konuşmalarınızda dilbilgisi kurallarına uyun. Bebeksi ifadeler ve yanlış telaffuz kullanmayın.
• Oyuncak telefonu kullanarak çocuğunuzla konuşun. Ara sıra evdeki telefonu açması ve konuşması yönünde fırsatlar verin.
• Çocuğunuza model olarak kuklayı hareket ettirin ve anlamlı, dilbilgisi kurallarına uygun şekilde konuşun. Kuklanız şarkı söyleyebilir, şiir okuyabilir, “Günaydın, merhaba, teşekkür ederim” gibi sosyal sözcükler kazandırabilir.
• Çocuğunuzla karşılıklı oturun ve blokları, kutuları üst üste koyma, yan yana sıralama, renklerini söyleme, blokları sayma çalışmaları yaparak birlikte oynayın.
• Çocuğunuza günlük yaşantısı sırasında, doğal ortamlarda kavramları kazandırmaya çalışın. Renkler, sayılar, yumuşak-sert, sıcak-soğuk vb. Kavramlar hakkında onunla konuşun. Yaşantı olarak oyuncaklarla oynama, giyinme-soyunma, beslenme, gezi vb. saatleri değerlendirebilirsiniz.
• Çocuğunuza günlük yaşantısında karşılaştığı durum, nesne ve olayları içeren kısa, resimli kitaplar okuyun.
• Bir öyküyü birkaç kere anlattıktan sonra çocuğunuzla birlikte, o öyküde yer alan kahramanların rolüne girerek, öyküyü canlandırın.
• Herhangi bir işle uğraşırken veya çocuğunuzla oynarken, ondan size birşeyler getirmesini veya sizin için birşey yapmasını isteyin.
• Oyuncakları toplarken, oyuncakların tek tek isimlerini söyleyin ve çocuğunuzun bu oyuncakları alıp size getirmesini isteyin.
• Sık sık evcilik oyunu oynayın ve bu oyunda çocuğunuzun bazı taklitler yapmasını ve konuşmasını sağlamak için onu sözel olarak cesaretlendirin.
• Çocuğunuz ile çevreye gezintiler yaparak onun, yerinde ve anlamlı gözlemler yapmasını, öğrendiği kavramları pekiştirmesini ve bilgilerini çevreye genelleyebilmesini sağlayın.
• Çocuğunuzla ve diğer iki-üç çocukla birlikte oyunlar oynayın. Örneğin; farklı renklerdeki lobutları sıralayın ve çocukların topu atarak bunları devirmesini isteyin. Lobutların rengi ve sayısı hakkında konuşun.
• 1,5 yaşından itibaren, çocuğunuza, resim kağıdı ve boyalar vererek resim yapması için onu destekleyin. Yaptığı resmi anlatmasını isteyin. Resmine adını yazarak onun görebileceği bir yere asın.
• Çocuğunuzla birlikte müzik eşliğinde dans edin. Hızlı müzikte hızlı hareketler, yavaş müzikte yavaş hareketler yaparak “hızlı-yavaş” kavramlarını öğrenmesine yardımcı olun.
• Çocuğunuza bazı konu ve kavramları, çevre seslerini içeren şarkılar (“yağmur yağar şıp şıp şıp” gibi) öğretin.
• Çeşitli sesleri teybe kaydedin ve bu seslerin kaynağı olan nesneleri veya nesne resimlerini çocuğunuza gösterin. Çocuğunuzdan, teypden duyduğu sesin kaynağı olan nesneyi bulmasını isteyin (Örneğin; köpek sesi, köpek resmi).
• Çocuğunuza, gelişimini destekleyici, sizinle ve diğer çocuklarla birlikte oynayabileceği oyuncaklar sağlayın: Dolgu oyuncaklar, evcilik oyuncakları, arabalar, legolar, küpler, doktor malzemeleri, tamir aletleri, çiftlik oyuncakları, boyalar, makaslar, ipler, boncuklar, resimli kartlar, vb.

Okumaya devam et...

Psikoloğumuzun Son Yazısı

DİSİPLİN ve KURALLARA UYGUN OLARAK YAŞAMAK…

Kurallara uygun olarak yaşamak her zaman kolay değildir. Ama kuralların varolmalarının arkasında yatan sebepleri anlamak bunu kolaylaştırır: Eğer kırmızı ışıkta durmazsak bir araba ya da yaya ile çarpışabiliriz.

Kurallardan kendilerine pay düşüyor olsa da küçük çocuklar çoğu zaman bu kuralların ne sebeple gerekli oldukları hakkında bilgiye sahip değildirler; bu da kurallara uygun yaşamayı onlar için daha zor bir hale getirir. Bu yüzden:

Kurallarınızı açıklayın: Yatak zamanının geldiğini kabullenmek eğer “Vücudun hala büyüyor, bir gün büyük ve uzun olacak. Ama uzamak için uykuya ihtiyacın var” şeklinde bir açıklama yapılırsa daha kolay olacaktır. Aynı şekilde, karşıdan “Karşıya geçerken elimi tut” cümlesinden sonra “Şoförler seni göremezler çünkü sen daha küçüksün, ama beni görebilirler, çünkü benim boyum uzun. Elimi tutarsan güvende olursun” şeklinde bir açıklama yapılacak olursa daha az itiraz olacaktır. Düşüncenizi kısa ve açık şekilde söyleyin. Eğer basit bir kuralı açıklamak için uzun uzadıya konuşursanız, çocuğunuz muhtemelen sizi ve kuralınızı dinlemeyecektir.

Kurallarınız tutarlı olsun: Kurallara uyarak yaşamak, eğer çocuk günden güne kuralların ne olduğundan emin olamıyorsa, mümkün değildir. Çocuğunuzu bir gün yatağınızın üstünde zıpladığı için haşlayıp, ertesi gün başka yöne bakarsanız, çocuğunuz kuralları ciddiye almaz ve o günkü kuralların ne olacağını görmek için sizi test etmekten zevk alır hale gelebilir. “Evet” ve “Hayır” larınızı tutarlı biçimde iletin.

Kurallarınız açık olsun: Yatağınızın üzerinde duran çocuğunuza “Mobilyaların üzerine basma” dediğiniz zaman bunun anlamı; “Hiçbir yatağa basma” mı demektir? Yoksa “Hiçbir mobilyaya basma” mı demektir; yataklar, koltuklar, divanlar da dahil olmak üzere? Kurallarınızı koyarken oldukça spesifik olun ve çocuğunuzun anlayabileceği bir dil kullanın.

Kurallarınız mantıklı olsun: İki yaşındaki bir çocuğun; çiğnerken ağzını kapalı tutmak, hatırlatmaksızın oyuncaklarını toplamak gibi bazı kurallara kendiliğinden uyarak yaşaması zordur. Kural koyarken çocuğunuzun yeteneklerini aklınızdan çıkarmayın.

Kuralları sık sık tekrarlayın: Küçük çocuklar, tipik olarak öğrenme ve keşiflerle o kadar meşguldürler ki, kurallar akılda kalmadan uçup gider. Kısa dikkat süreleri ve sınırlı konsantrasyonları ile aynı anda birden fazla şeye odaklanmaları çok zordur. Bu nedenle, bir kuralı iki hatta bazen altı kere tekrarlamanın yeterli olacağını zannetmeyin.

Kurallara uymayı kolaylaştırın: Bir çocuğun, oyuncak arabalarını odasını toplaması gerektiği kuralına uymasını beklemeniz, eğer bunu nasıl yapacağı konusunda bilgilendirilmemişse gerçekçi olmayacaktır. Bu nedenle her koyduğunuz kuralı, açıklamaları ile beraber vermelisiniz.

Kusursuz uyum beklemeyin: Küçük çocukların uydukları kurallar kadar bir o kadar da fazlasını ihlal etmesine hazırlıklı olmalısınız. Bazen unuttuğu ya da merakı her şeyden üstün olduğu için konulan kuralı ihlal eder; bazen de davranışlarını kontrol edebilme yeteneğine tam anlamıyla sahip olmadığı için ihlal eder. Hatta bazen sizi ve koyduğunu kuralları test etmek istediği için bile kuralları ihlal ettiği olur. Ve bazen, öfke nöbetlerinin sonucunda ihlal edilen kurallar olduğunu görebiliriz. Sebep ne olursa olsun, önce gerekli disiplin önlemlerini uygulayın daha sonra da bağışlayıcı ve anlayışlı olun.

Bu kuralların ara sıra karşı konulmak için konduğunu kabul edin: Sizin de bazen kuralları ihlal ettiğinizi unutmayın. Bahçedeki kelebeği size haber vermek için kirli ayakkabıları ile eve dalmış ise hemen azarlayıp heyecanını söndürmeyin.

Son olarak kurallara kendiniz de uyun: Kırmızı ışıkta geçmenin yasak olduğunu bildiğiniz bir yerde, geçerseniz çocuğunuza kuralların rahatınızı kaçırdığı zaman ihlal edilebilir olduğunu öğretmiş olursunuz. Örnek aldığı kişiler kuralları ihlal ediyorsa, bir çocuk için kuralların niye ihlal edildiğini anlamak zor olmayacaktır. Her zamanki gibi hareketleriniz kelimelerden çok daha fazla şey ifade eder. Ama çocuğunuza kelimelerle açıklamalarda bulunmanız, kuralları hem daha anlaşılır kılar hem de kalıcı olmalarına yardım eder.

DİNLEMEYİ REDDETMEK…

Özellikle sizi dinlemeyen çocuklarla uğraşıyorsanız, hareketler kelimelerden daha etkilidir. Bir çocuğun, anne-babanın söylediklerine kulak asmaması için birkaç nedeni vardır:
• İlk olarak, genel anlamda çok konuşuyor olabilirsiniz. Ya da bir noktaya ulaşmak istediğinizde çocuğunuzun savunma mekanizmalarını kullanmasına ve kulaklarını kapatarak sizi dinlememesine neden olacak kadar uzun söylev vererek olayı büyütüyor olabilirsiniz.
• Kulaklarını kapatmak, çocuğunuzun tartışmadan kaçınma yöntemi olabilir. Su dolu bir kabı devirdiği zaman azara aldırış etmiyorsa, sanki bu azar hiç yokmuş gibidir.
• Dinlememek, çocuğun ebeveyn otoritesini ve kendi otonomisini test etme yöntemidir. Ebeveynin kendisine kaç kez aynı sözleri tekrarlayacağını izlemek ve onları ne kadar kızdırabileceğini görmek onun için sadece öğretici değil, aynı zamanda eğlendiricidir de.

• Çocuklar bazen bir oyuna ya da bir yeteneklerini kusursuzlaştırmaya o kadar dalarlar ki, bütün arka plan seslerine –ebeveynlerinin sesleri de dahil olmak üzere- kulaklarını kapatırlar; gerçekten duymazlar.

Masum bile olsa çocuğunuzun sizi dinlememesi hayal kırıklığı yaratabilir. Söylediklerinize çocuğunuzun kulaklarını açmak için;

 Onu dinleyin. Gün içinde kaç kere çocuğunuza kulak asmadığınızı fark etmeyebilirsiniz. Çocuğunuzun size söyledikleri her zaman size önemli gelmeyebilir, ama onun için daima önemlidir. Ve sınırlı kendini ifade etme kapasitesi ile aldırış edilmemek, sizin için olduğundan daha çok onun için hayal kırıcıdır. O küçüktür; dinlenmemek onun kendini daha küçük hissetmesine yol açar. İstediği zaman ona kulak vermeye çalışın, bu şekilde o da aynı nezaketi size gösterecektir.

Gerçekçi olun. Ebeveynler sık sık çocuklarının anlamadığı komutlar verirler. Ya da bir defada çok fazla sayıda komut verirler –sizin çocuğunuzun yaşında ortalama bir çocuk en fazla bir kerede iki komut ile baş edebilir. Ya da ebeveynler imkânsızı isterler: Çocuk nereye koyacağını bilmezken “Oyuncaklarını topla” derler. Uyum beklemeden önce beceriyi öğretin.

Yüzüne bakarak konuşun. Odanın öteki köşesindeyken ya da sırtınız dönükken ona seslenmeyin. Konuşacağınız zaman çocuğunuza doğru yürüyün ve onunla aynı hizaya gelebilmek için diz çökerek doğrudan gözünün içine bakın. Yüz yüze, göz göze iletişimi ihmal etmeyin.

Konuşmayı tatlı ve nispeten kısa tutun. Çocuğunuzun dikkat süresi kısıtlıdır. Söylemek istediklerinizi birkaç açık ve basit kelimeler ile söylerseniz, dinlenme olasılığınız daha yüksek olacaktır.

Fiziksel temasta bulunun. Eğer kelimeler bir yanıt oluşturmuyorsa, çocuğunuzun dikkatini başka şekilde çekin. Televizyondan uzak durması yönündeki uyarınızı dinlemiyor mu? Onu tutun bir başka odaya götürün ve dikkatini bir başka aktivite iel dağıtın. Yemeğe çağırmanıza cevap vermiyor mu? Onu oyun eşyalarından ayırın; alın ve masaya getirin. Birinin canını acıtıyor ya da kendine zarar verecekse anında müdahale edin. Söylediklerinizi üç kereden çok arka arkaya tekrarlamanız onun sizin söylemlerinize duyarsızlaşmasına neden olacaktır: Çok beğendiğiniz bir yere defalarca gittiğinizi hayal edin; bundan sonra gidilen yerin sizin için çekici yönleri azalmaya başlar ve gittiğiniz yere aynı beğeniyle gitmez olursunuz. Sizin sözlerinizin de çocuğunuz üzerinde aynı etkiyi bırakmasına izin vermeyin.

Vücut dili, ses tonu ve ifade şekli ile çocuğunuza ciddi olduğunuzu bildirin ama arkadaşça kalmaya çalışın. Vurması ve bağırması böyle bir hareketi gerektirmedikçe onu yapmakta olduğu şeyden sürükleyerek uzaklaştırmayın. Bunun yerine “sanırım

beni duydun. Yemek zamanı… Oyuncaklara şimdilik veda et. Eğer istiyorsan bir tanesini masaya getirebilirsin” diyerek kararlı bir ses tonu ile ama bağırmadan onu alın. Hala zorluk çıkarıyorsa, bırakın ağlamaya ve oyuncaklarını dağıtmaya devam etsin. Bu öfke nöbeti için onu etiketlemeyin: “Sen huysuz bir çocuksun”.

Çocuğunuz sizi dinlediği anda onu övün. Her defasında olumsuzluklardan yakınmak çocuğunuz için “zaten yaranamıyorum” yargısına yol açacaktır. Olumsuzlukları hatırlatırken bile ilk önce yapmış olduğu olumlu davranışlardan örnek vererek dikkatini konuşmanıza çekin: “Geçen gün benden yardım istemeden pijamalarını giyerek yatağına kendin yatmıştın. Bu beni çok mutlu etmişti. Bugün de aynısını yapmanı bekliyorum. Ağlamak yerine, daha sonra birlikte masal da okuyabiliriz”

Ağlamaması ve susması için ona imtiyazlar tanımayın; sözlerinizdeki tutarlılığı zedelemeyin. Bırakın ağlasın; davranışının olumlu bir getirisi olmadığını gördükçe bir süre sonra ağlamayı bırakacak ve arkanızdan gelecektir. Siz ona susması adına oyun oynaması için biraz daha süre tanıdıkça her defasında ağlayarak çıkar elde etmesi yönünde ağlama ve çırpınma davranışı pekişecektir. Unutmayın, kararlı davranırsanız çocuğunuz bir süre sonra olumsuz davranışlarını kendiliğinden bırakacaktır.

Ağlamak yasak değil; ağlayan hiç kimse karşılığında bir şey elde edeceğini ummadığı sürece ya da çok incinmediği sürece ağlamayı tercih etmez. Çocuğunuzun duygularını anladığınızı sözlerinizle ifade edin: “Biliyorum, kendi yatağında uyumak istemiyorsun. Yatağımızı almadığımız için bize kızmanı anlıyorum. Ama ağladığın için bizimle aynı yatakta yatamazsın. Hepimiz kendi yatağımızda yatmalıyız. Fakat istersen uyumadan önce babanla birlikte yatağında sana bir kitap okuyabiliriz. Kitabımız bitince hepimiz kendi yataklarımızda uyumalıyız.” (Bunun başka bir yolu yok ki!)

 Asla koşul gerektiren ifadeler kullanmayın; olayları bir öncelik-sonralık ilişkisi içinde izah etmezseniz çocuğunuzun inatlaşması için mevcut durumu daha çok tetiklemiş olursunuz: “Yatağında yatarsan babanla sana kitap okuruz.”, “Ağlarsan sana kitap okumayız” türünden ifadeler olumsuz davranışların artmasına neden olacak hatta ileriki bir yaşantıda çocuğunuz size aynı ifadelerle karşılık verecektir: “Beni yatağınıza almazsanız ben de uyumam”

 Son olarak çocuğunuza belirli alternatifler göstererek seçenekler sunun, sadece kendine yönelik değil eve ilişkin de sorumluluklar verin, ortak bazı kararlar hakkında fikrini sorun ve bu kararlara dâhil olmasını sağlayın. Bütün bunlar yetişkin gibi davranması yönünde onu teşvik edecek ve büyümeyi özendirerek çocuğunuzun

büyüyor olduğunu ona hissettirecektir. “Sen artık büyüdün” demek yerine “Büyüyorsun ve bu bizi mutlu ediyor” türünden ifadeleri tercih edin. “Daha küçüksün, yapamazsın” yerine “Biraz daha büyüdüğünde sen de yapabileceksin. Şimdi beni izlersen nasıl yapabileceğini öğrenmiş olursun. Biraz daha büyüdüğünde de ben sen yaparken izlemekten mutlu olacağım.” Şeklinde bir açıklama yapmak her zaman daha yapıcı ve çocuğunuzun özgüvenini destekler nitelikte olacaktır.

Unutmayınız ki;
Anne-baba olarak tutum ve davranışlarınızı değiştirmek ve önerilen şekilde hızlı bir değişim göstermek her zaman mümkün olmayabilir. Hatalı davranışlarınızı fark ettiğinizde çocuğunuzdan özür dileyerek ifadelerinizi yeniden düzenleyebilirsiniz. Böylece her zaman kusursuz olunamayacağına dair iyi bir model teşkil eder ve çocuğunuzun da kendi hatalarını kabullenmesi, bunları sizinle paylaşması için açık kapı bırakmış olursunuz.

Psk. Ebru YÜKSEL ERER

Okumaya devam et...

2 Dilde Eğitim

2 DİLDE EĞİTİM

Dil ediniminin en yoğun, en aktif ve en uzun vadeli olduğu süreç erken yaşlarda meydana gelmektedir. Dolayısıyla bütün yabancı dillerde ve yeni bilgilerde olduğu gibi, İngilizce de ne kadar erken yaşta başlanırsa, dil o kadar kolay ve kalıcı öğrenilmektedir.

Küçük çocuklarda dil öğrenme kendiliğinden gelişen bir süreçtir. Yetişkinlerin tersine, bilinçli bir öğrenme olmadan da dil öğrenmeye isteklidirler. Çünkü çocuklar, özel bir durumları söz konusu değilse, konuşulanları duyma, tekrarlama/taklit etme ve kuralları kendi kendilerine algılama yeteneğine sahiptirler.

Çocuklar, ana dillerini öğrenebilmek için doğuştan sahip oldukları dil öğrenme yeteneklerini İngilizce öğrenmek için de kullanabileceklerini kısa zamanda fark ederler.

Çocukların İngilizce yi günlük hayatlarıyla özdeşleştirmek için daha çok imkânları vardır. Okul programları buna uygun oluşturulduğunda, zihinleri bir yetişkin kadar çok bilgiyle dolmadığından öğrendiklerini daha kolay akıllarında tutabilirler. Dil öğrenirken bir yetişkin gibi strese girmezler.

Küçük yaşlarda ikinci bir dili öğrenmeye başlayan çocuklar, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde üçüncü, dördüncü dili öğrenmeye çalıştıklarında aynı doğal öğrenme yeteneklerini kullanırlar. Bu sayede, sadece ana dilini bilen bir çocuğa oranla yeni dil öğrenme yetenekleri daha gelişmiş olur.

Dili kendiliğinden öğrenen çocukların diğer çocuk ve yetişkinlere göre dil telaffuzları daha iyi olur. Ayrıca yabancı dile ve dili konuşan kültüre karşı yüksek duyarlılık gösterirler.

Çocuk İhtiyaç Duyduğunu, merak ettiğini ve haz aldığını öğrenir.

Kids Club Anaokulu’nda çocuklarınız ihtiyaç duyarak,eğlenerek,yoğun bir şekilde İngilizce’ye maruz kalarak,anadillerinde olduğu gibi yaşayarak ve farkında olmadan İngilizce’yi edinirler.

Okumaya devam et...
  • Twitter

  • Son Haberler

  • İnteraktif Portfolyo

  • İletişim